12 Nisan 2023 Çarşamba

Yapay Bilgelik ve Belleğin Azimsizliği Üzerine

 

Bazı teknolojik gelişmeler karşısında hissettiklerimi düşündükçe kendimi Neil Postman’ın Teknopoly (1993) isimli kitabında yer verdiği Thamus ve Teuth hikâyesindeki Thamus’a benzetiyorum. Her ne kadar bir Antik Mısır mitolojisi hayranı olarak favori tanrım Thoth (Postman’ın hikâyesindeki Teuth) olsa da bazı teknolojik gelişmeler beni Thamus gibi endişelendirmiyor değil. Postman, söz konusu kitabında teknolojinin sadece iyi yönüne odaklanan “teknofilleri” Teuth metaforuyla, teknolojinin sadece kötü yönlerine odaklanan “teknofobikleri” ise Thamus metaforuyla anlatır. Hikâyede Teuth (Postman’ın burada Teuth’u bilinçli olarak seçtiğini görüyoruz; zira Teuth, Antik Mısır’da başyazıcıların bilgelik tanrısıdır), yazı teknolojisiyle insanların daha akıllı, daha bilge ve hafızası daha gelişmiş bireyler hâline geleceğini düşünür. Buna karşın Teuth’un bulup geliştirdiği yazı teknolojisi kral Thamus tarafından endişeyle karşılanır. Çünkü Thamus’a göre insanlar yazı kullanmaya başladıktan sonra “kendi hafızaları dışında güvenecekleri bir kaynak olacağı için” hafızaları güçlenmek yerine azalacaktır. Dolayısıyla yazıyla gelen bilgelik, “yapay bir bilgelik” olacaktır.  

Günümüzde yaşanan birtakım teknolojik gelişmelerle birlikte elde edilen “yapay bilgelik”, Thamus’un endişelerinde ne kadar haklı olduğunu gözler önüne seriyor. Hatırlarsanız Thamus, insanların yazıyı (yani teknolojiyi) kullanmaya başladıktan sonra kendi hafızaları dışında güvenecekleri bir kaynak olacağı için hafızalarının güçsüzleşeceğini ifade etmişti. Bu durum tam olarak “Google etkisi” olarak ifade edilen dijital amneziyi tanımlar nitelikte. Google etkisi, arama motorları aracılığıyla internette zahmetsizce bulunabilen bilgilerin, edinildikten sonra hızlıca unutulması olarak ifade edilebilir. Söz konusu amnezide kişi, bilgiye nasıl olsa çevrim içi bir kaynaktan (genellikle Google aracılığıyla) kolaylıkla ulaşabileceğini düşündüğü için bilgiyi belleğine kaydetme zahmetine girmez. Çünkü Thamus’un da işaret etmiş olduğu üzere kişinin kendi hafızası dışında güvenebileceği bir kaynak (Google) vardır. Google etkisini sadece Google ya da herhangi bir arama motoru üzerinden aranan bilgilerle sınırlamamak gerekir. İnsanların en yakınlarının telefon numaralarını, nasıl olsa cep telefonlarının rehberinde kayıtlı diye ezberleme zahmetine girmemeleri de bir tür Google etkisi olarak değerlendirilebilir. Dolayısıyla Google etkisi, insanların hatırlama, bilgiyi çağırma, öğrenme gibi bilişsel faaliyetleri kendilerinin yerine teknolojiye bırakarak hafızalarını yormadıkları her an ortaya çıkabilir.

ABD merkezli yapay zekâ araştırma şirketi OpenAl tarafından geliştirilen ve diyalog konusunda uzmanlaşmış bir yapay zekâ sohbet robotu olan ChatGPT, kullanım alanları açısından Google etkisinin oluşmasına yol açabilecek en çarpıcı araçlardan biri olarak değerlendirilebilir. Hatta Thamus’un yapay bilgeliğinin oluşmasında rol alacak en temel aktörlerden biri olacağı da düşünülebilir. Bu noktada son günlerde sıkça tartışılmakta olan ChatGPT’ye karşı, yapabilecekleri açısından teknofobik bir yaklaşım içinde olduğumu belirtmeliyim. Zira söz konusu yapay zekâ teknolojisiyle yapılabileceklerin sınırı yok gibi. Arama motoru görevi görmesinin yanı sıra akademik alanda kapsamlı bir literatür taraması yap(tır)mak, araştırma ödevi hazırla(t)mak; edebi alanda çarpıcı hikâyeler ve/veya romanlar yaz(dır)mak gibi yaratıcı zekâ ve azim gerektiren pek çok konu, doğru soruları sormak kaydıyla, ChatGPT aracılığıyla oldukça kısa bir sürede yapılabiliyor. Dolayısıyla ChatGPT’nin insanlar için kendi hafızaları dışında güvenebilecekleri en önemli kaynaklardan biri hâline gelmesi kaçınılmaz gibi görünüyor.

ChatGPT gibi teknolojik gelişmelerin yapabildikleri karşısında insan her geçen gün şaşırmakla birlikte belleği de gün geçtikçe daha çok “azimsizleşiyor”. Tıpkı Salvador Dali’nin “Belleğin Azmi” adlı eserinde resmettiği gibi. Söz konusu eserinde Dali, zaman karşısında insanın elinden bir şey gelmediğini ve zamana yenik düştüğünü çarpıcı bir şekilde resmediyor. Teknoloji karşısında da insan belleğinin Google etkisi ya da yapay bilgeliğin büyüsüne kapılması gibi sebeplerle gün geçtikçe eriyip gittiğini (güçsüzleştiğini) söyleyebiliriz. Tıpkı eserdeki eriyen saatler gibi…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

NORMAL SADECE BİR İLLÜZYONDUR

 Sosyal bilimciler olarak bizler araştırdığımız bir konuyla ilgili tutum, niyet vb. davranış öncüllerini ölçmek için genellikle anket kullan...